Her seyine taptigim adam olarak HAGI




Bu noktaya gelmek cok aci. Ne hayaller kurduk 1 sene once Rijkaard Galatasaray’a geldiginde. Lakin olmadi. Galatasaray’in vucudu kabul etmedi bu asiyi.
Bugun geldigimiz noktada, hocalarindan nefret eden bir yeteneksiz futbolcu toplulugu, dengesi iyice bozulup, hata uzerine hata yapan bir teknik adam ve basiretsizligi artik spor tarihi kitaplarina gececek bir yonetimle karsi karsiyayiz.
Daha onceki yazilarimda da degindigim gibi, kisiliksiz bir takimiz artik. Kisiliksiz bir camiayiz. Gozbebegimiz kaptanimiz dedigimiz oyuncu dahi, mutlulugu Milli takim kampinda buldugu icin, kendini orda feda ediyor. 3,5 milyon euro maas verdigin oyuncuyu tu kaka ediyorsun, adam mutsuzluktan kafa izni alip ulkesine gidiyor. Federasyonu eziyor, Aytekin Durmaz gibi sunepe hakemi dahi eziyor, Fenerbahce’si, Besiktas’i eziyor, samaroglanina donuyorsun. Evet, pembe formali bir samaroglanisin. Busun.
23 yasindaki veletlerin kral oldugu, bu camiada benim diyen futbolcularin sahip olmadigi imtiyazlara sahip oldugu, yabancinin, yabanci futbolcunun dislandigi, adam kayirildigi bir ortamda basarinin gelmesi cok zor. Hele ki Galatasaray gibi gelenegi guclu Teknik Adamlarla basariya ulasmak olan bir ekipseniz.
O yuzden, belki 1 sene once soylesem kendime dahi gulecegim noktadayim ben. Evet, Fatih Terim’i istiyorum. Sahada basari getirecegine dair en ufak kehanetim yok. Lanet olsun, O da muhtemelen sahada basarisiz olacak eldeki bu sunepe kadroyla. Lakin Fatih Terim geldiginde, bu gelismekte olan ama hala icinde 3. Dunya ulkesi yasayan cografyada hakim olan agalik duzenindeki gercek agaya sahip olacagiz. Artik marabalar suratimiza tukuremeyecek. Belki tarla yine hasati vermeyecek, ama 23 yasindaki velet kendini sabana kosulmus bulabilecek. Kimse Florya’nin icinde hadsizlik yapamayacak, her medya mensubu da bilecek ki, ugrasirsa cevabini alacak. Baskaninin rakip takimin baskaninin kuklasi oldugu yerde, yeri gelecek o Baskana da kafa tutacak.
Hic kimse kusura bakmasin. Gelinen noktada, artik kimse 4-4-2’ydi, 4-4-3’tu ile ugrasmasin. Kim gelirse gelsin, bu takimin herhangi bir sistemi oynayayamacagi asikar. O yuzden oncelik, sporun psikolojik duzlemindeki sorunumuzu cozmekte. Kisiliksizligimizi ortadan kaldirmakta. Vakay-i hayriye yaratmakta. Maalesef bunu yaratabilecek tek kisi de Fatih Terim’dir.
Aslantepe’deki o guzelim stadyuma, lider gitmeyelim, ama kisilikli gidelim. Umrumda degil. Bu pembe formali takimin benim takimim olduguna inanamiyorum. Bu hadsizlerin, o formayi sirtinda tasiyan edepsizlerin bu durum karsisinda herhangi bir yaptirima ugramaksizin hala piskince ayni noktada durmalarina tahammul edemiyorum..
O yuzden, seni seviyorum Rijkaard, ama gerceklerimizle yuzdeslesiyorum ve makus talihimize gulerek haykiriyorum: IMPARATOR FATIH TERIM! Hicbir sey yapamasan da, su Florya’nin soyunma odalarinda agiz burun kirsan benim icin yeter..

1. Galatasaray, Fenerbahce, Besiktas gibi takimlar, en kotu donemlerinde dahi cok zor 3 mac ust uste kaybederler.
Galatasaray’in bu kadar kotu gecen donemde, Eskisehirspor karsisinda da kaybetmesi herkes tarafindan bekleniyordu. Oysa bu tarz zor donemlerde buyuk takimlar, cogu zaman cok zor kabul edilen deplasmanlardan cikmasini bilmislerdir. Galatasarayli futbolcular da, pabucun ne kadar pahali oldugunu anladiklari anda, biraz daka sikmislar, sanslarinin da yardimiyla galip gelmislerdir.
2. Kaleci Ufuk, Manisa’daki goruntusunden uzak olsa da, yabanci kaleci alinmayacaksa Aykut’un onunde bu takimin bir numarali kalecisi olmali ve kendisinde sabredilmelidir.
Ufuk’u Manisa’da izlerken, reflekslerine, cesaretine, fizigine hayran olurdum. Is Galatasaray kalesinde mi bilmiyorum ama bu Ufuk baska bir Ufuk. Hayir, yaptigi hatadan bahsetmiyorum. Kaledeki durusu o kadar titrek, o kadar kaleci goruntusunden uzak duruyor ki, inanamiyorum. Yine de senelerdir bir arpa boyu ilerleyemeyen Aykut’a bakiyor, bir de Ufuk’un kurtardigi Sezer’in sutuna bakiyorum ve diyorum ki, Aykut, Leo Franco, de Sanctis.. kim olursa, o sutu kaleye alacak ve biz de, yahu adamin yapacak bir seyi yoktu, olmayacak yere gitti diyecektik. Lakin goruldugu gibi oyle ekstra sutlar da kurtarilabiliyormus demekki. O yuzden Ufuk’un reflekslerine guvenim hala tam, biraz israr edersek en azindan o yaptigi hatadaki gibi basit karar verme yoksunluklarindan da siyrilabilecegini umut ediyorum. Bu yuzden de, yabanci kaleci alinmayacaksa, Ufuk bu kaleyi ne kadar hata yaparsa yapsin, tapulamali diyorum..
3. Ali Turan, az da olsa toparlanma isigi gostermistir.
Galatasaray’daki goruntusuyle bir kez daha saskina dustugum bir baska oyuncu, Aali Turan, Eskisehir macinda yine ideal sag bek degildi, ama gozupekligi, mucadeleden kopmayisi ile onceki maclarindaki titrek, bu da futbolcu mu dedirten hallerinden siyrilmisti. Bu manada, stopere de alternatif olmasi anlaminda, Ali Turan’daki bu bir kac mac icindeki az da olsa yukari dogru giden trend, olumludur.
4. Bir pahali yabanci oyuncu daha mundar edilmistir, bir digeri yakindadir.
Son senelerde Galatasaray’a gelen yabanci oyuncular, once hocalari tarafindan uzun sure oynatilmazlar, sonra o kadar uzun sure oynatilmadiklari icin bir turlu takima isinamazlar ve oynadiklari periyotta iyi performans sergilemezler, sonrasinda Yeniceri kilikli yerli arkadaslari tarafindan yalnizliga itilirler, sonrasinda medyanin da gaziyla taraftarin tepkisine hasil olurlar ve en nihayetinde devre arasinda tek basina foto muhabirlerinin yanindaki Elano portresini bize verirler. Pek yakindir ki, orta sahada Mustafa Sarp vs. gibi isimler oynarken, yedek kalan Cana da ayni donguden gecsin.
5. Mustafa Sarp, dunya spor tarihinin en buyuk iluzyonistidir.
Tum 90 dk boyunca iddiali bir sekilde izledim. Arda’ya 2. Gol oncesi verdigi pas haricinde, koca 90 dakika boyunca bir kez daha, hicbir sey ama hicbir sey yapmadan, topla bulusma noktalarindan israrla kacarak, karsilamasi gelen rakip oyunculari karsilamayarak, topa hic girmeden hata riskini yuzde sifira indirerek bir kez daha sanatinin inceliklerini sergiledi Sarp. Bu sanatinda, abuk subuk arada ileri cikip bir gol ya da assist yapmak da var, ki boylece O’nun iluzyonunu kesfedecek kitleler yine buyulensinler, adam da gol atip, assist yapiyor yauuuw desinler. Bakin sayin arkadaslarim, bu oyuncuyu dikkatle izleyin. Bu adam Galatasaray orta sahasindaki sefilligin bir numarali musebbibidir. Bu adamin hayalet oyunundan, tum orta saha oyunculari etkilenmektedir. Ve israrla Cana oynatilmamakta, bu adam oynatilmaktadir. Rijkaard’a soyleyecek cumle bulamiyorum.
6. Arda Turan trip yapmadigi zaman candir.
Arda Turan ilk yarida yine bildigimiz Arda’ydi. Olabildigince tripci, sahadaki futbolla pek alakasi olmadigi gorulen, vucut diliyle kafasinda o an 1000 tilki dolastigini gosteren haller. Ne olduysa ikinci yari oldu. Sanirim o yuzde yuz kacirdigi golden sonra, bu mac da giderse, neler olacagini farketti ve o ilk ciktiginda sevdigimiz Arda haline burundu. Hayir, attirdigi golde, asistinde vs. degilim ben. Arda’nin gerilere kadar gelip top cikardigi, kendini yerden yere attigi dakikalardir benim icin onemli olan. Arda’yi hep boyle gormek istiyorum. Kafasinda bunu soyle yaparsam, suna soyle mesaj gonderirimli dusuncelerle degil.
7. Baris Ozbek, kafasi kesik tavuktur.
Baris Ozbek aslinda gecmis maclarina nazaran daha iyi futbol oynadi. Sahanin her yerinde basti, sag kanatta olabildigince, elinden geldigince performans gostermeye calisti. Ancak, yukaridaki maddede yaptigim degerlendirmenin gerekcesi, ilk yarida skor 1-0 iken topu kapip 1metre otesindeki Baros’a vermedigi pas uzerinedir. Iste futbol zekasi kendini oyle anlarda belli eder. Kafasi kesik tavuk olarak o topu kapabilirsiniz, ama bir metre kenarinizda yuzde yuz golu attiracak pasi veremiyorsaniz o kaptiginiz topla, o zaman futbol zekasindan yoksun, kosmaktan baska bir sey bilmeyen bir futbolcu oldugunuzu yuksek sesle haykirmak gerekir.
8. Galatasaray, hala kontratak yapamiyor, bu oyuncu mantalitesiyle de yapamaz.
Galatasaray’in 10 yildir, kontratak yapamayan bir takim oldugunu, deplasmanlardaki buyuk maclarin kaybinda bunun buyuk rol oynadigini soyluyorum hep.Bakin bu maca. Galatasaray one gectikten sonra ustune gelen Eskisehir karsisinda yine kontratak yapamadi. Zira tek pastan utanan bir oyuncu kadrosu var. Bu macta biraz toparlanmis gozuken Aydin Yilmaz beyefendi, tek pasla birebir arkadasini pozisyonda birakacakken, kafasi onde topu surmeyi tercih eder, taa ki rakip O’nu indirene kadar. Rakibe sari kart cikarttirmanin o an basari oldugunu da dusunur o dusuk futbol zekasi. Oysa kacan muhtemel bir goldur. Misimovic’in kontratak anlayisinda bir nebze cigir acacagini umuyorum verecegi nokta – tek paslarla. Umarim yanilmam.
9. Galatasaray’in Eskisehir deplasmanina goturdugu 20 kisilik kadroda, sadece 1, yaziyla BIR forvet oyuncusu bulunmaktadir.
O da macta yine golune imza atan ama sakatliktan ciktigi icin bu manada hala guven vermeyen Milan Baros’tur. Ve senelerce her zaman 4 tane alternative forvet bulunduran bir yapi sergileyen Galatasaray ikinci sene ust uste, forvetsiz bir sezona adim atmaktadir. Ancak o kadar eksigi vardir ki takimin, neresine yama yapsan orasi acikta kalacagi icin, henuz sira gelmemistir. Allah sonumuzu forvet anlaminda hayir etsindir, Arda Turan’in forvet oynayacagi gunlerden korusundur.
10. Batuhan Karadeniz, Turk futbolunun yeni Tarik Dasgun’udur.
Besiktas da kendisinden bu haldeyken para kazanarak super bir is yapmistir. Bu kafa ile 10’a yakin Anadolu klubu dolanir, bazilarinda buyuk maclarda goller atip, iste ben buyum der, sonra ayagi yine cukurdan cikmaz. Turk futbolunda beyni olmadigi icin sonecek yeni bir yildiz, Batuhan’dir. Bir sonraki de bu gidisle, IQ olarak Batuhan’dan daha ustun olmadigini gosteren Sercan Yildirim olacak gibi gozukmektedir.


Galatasaray'in 9 senedir bize izlettigi malum deplasman maclarindan birisi daha yasandi haftasonu. 
Senelerdir cesitli platformlarda, Ridvan Dilmen’in aslinda ne kadar kotu bir yorumcu oldugunu, ne kadar art niyetli yorumlar yaptigini, bulundugu konumun verdigi gucle, sinsi yorumlar yaparak kamuoyunu yonlendirmeye calistigini anlatmaya calisip dururum.
Ilk baslarda Ridvan’in tarafsiz oldugu yalanina inanmis Galatasaraylilar dahi cogunluktaydi. Neyse ki, en azindan Galatasaraylilar arasinda kendisine itibar edenin pek kalmamis olmasi benim acimdan sevindiricidir.
Hala kalmissa da, dun aksam Fenerbahce’nin Young Boys maglubiyeti sonrasi yaptigi programi bir yerlerden bulup izlemelerini tavsiye ediyorum. Turk Spor televizyonculugu acisindan yuzkarasi bir programa imza atti Ridvan Dilmen. Arkadasi Aykut Kocaman’i korumak icin atmadigi takla kalmadi. Bir nevi benim su yazida ongormus oldugumu da gerceklemis oldu. Fenerbahce’nin uzun yillardir sergiledigi en rezil sezon acilisi performansini acaba Daum, Rijkaard veya herhangi bir baska yabanci hoca gerceklemis olsaydi, Ridvan dun kamuoyuna ne gibi mesajlar verirdi tahmin edebilirsiniz. Ancak burasi Turkiye ve burda ahbap-cavus iliskileri her zaman yururluktedir.
Ridvan Dilmen’in butun bu arka cikmalarina ragmen, Aykut Kocaman’in Fenerbahce’de cok kalici olamayacagi simdiden belli oluyor. Aykut’un kisiligi, daha onceki yazimda degindigim, bilincaltindaki surekli kendisini one cikarma gudusu, buyuk takim hocaligini kiviramaz.
Saha kenarindaki surekli sikintili, bir seylerden memnun olmayan, asik suratli ifadesiyle, buyuk bir camiaya umut veremez. Hic kimseden ornek almadiysa, Mustafa Denizli’nin yapmacik da olsa, en zor zamanlarinda cevreye gulucuk sacmasindan ornek alsin.
Her basin demecinde, oyuncularini isim vererek kamuoyuna sikayet ederek, buyuk takim yonetemez. Hic kimseden ornek almadiysa, Mourinho’ya baksin; oyuncularinin uzerindeki baskiyi medyayi kendisine yonelterek nasil aliyor diye. Aykut ise tam tersini yapiyor; surekli verdigi mesajlarla futbolcularini hem medyaya hem de taraftarina hedef gosteriyor. Bunu yapan bir hocanin basarili oldugunu daha tarihler yazmadi.
Bakin ben O’nu da keserim, bunu da keserim, burdaki tek otorite benim gosterisi yapip, gelir gelmez Alex’le ters duserek, buyuk takim hocasi olunmaz. Hic kimseden ornek almiyorsa, Lincoln’le takisip, sezon sonunda hem kendisinin hem de futbolcusunun takimdan ayrilmasina sebebiyet veren Bulent Korkmaz’a baksin; sene sonunda hem kendisinin hem de Alex’in Fenerbahce’de olmayacagini simdiden gorsun.
Ben her konuda icimdekini soylerim, ben oyle boyle durustum ki, akliniz almaz mealinde medya iliskileri yuruterek buyuk takim hocasi olunmaz. Guiza’yi satamazsak, yararlanmak zorunda kalacagiz O’ndan cumlesini icinden gecirebilirsin, ama milyonlara deklare edemezsin. Hic kimseden ornek almiyorsa, selefi Daum’a baksin, politik aciklama nasil yapilir gorsun.
Velhasil-i kelam, Aykut’un sezonu bitirmesi benim acimdan sasirtici olur.
Ridvan’in bu tarafli yorumculugunun bedelini odeyip issiz kalmasi ise sasirticiyi gectim, surpriz olur.
Ne ben Rosicky’i Galatasaray’da gorebildim, ne de Rosicky ilk cikis noktasinda yarattigi imajin altini doldurup su anda oldugu yerden cok daha buyuk yerlere gelebildi. Bunda en buyuk pay hic kuskusuz son derece sanssiz bir sekilde yasadigi sakatliklardi.
Iste bu kelime Galatasaray’in son yillardaki transferlerinde anahtar kelime haline geldi neredeyse. Muthis isimleri olan, ama son donemlerde mutlaka sakatliklarla bogusmus yildizlara yoneliyoruz genelde. Gunumuz futbolunun, sahada yuzde yuzunu surekli verebilecek isimlerle oynanmasi gerektigini unutarak.
Bu yuzden, henuz gerceklesmedigi halde gerceklestigi iddia edilen, Rosicky transferi de Galatasaraylilarin kafasinda butun sene boyunca o senelerdir hemen tum futbolcularina yonelik tasidiklari endiseyi beraberinde getirecektir: Tamam adam cok iyi ama, ya sakatlanirsa?
Yine de insane Rosicky gibi bir isme burun bukemiyor. Tesaduf bu ya, gectigimiz Pazar gunu Rosicky’i Emirates Cup’ta ciplak gozle izleme firsati bulmustum. O zaman da yazimda bir cumleyle gecirmis olsam da, Rosicky bana sakatliginin urkekliginden oldukca siyrilmis gozukmustu. Elbette, bir hazirlik maciyla ne kadar degerlendirebileceginiz muamma, ancak bazi hareketleri artik kafasinda ya sakatlanirsam korkusu olmadan yapabilmesi, bir futbolcunun sakatliktan kurtulma yolunda verdigi en onemli isarettir. Rosicky’de bunu gordum. (Rosicky’nin cektigim bir iki resmini asagida bulabilirsiniz.)
Rosicky’nin Arsenal’in zengin orta sahasinda onemli bir alternatif oldugunu da gordum. Hatta Arsene Wenger, mac oncesi skorbordlardan canli yayinlanan roportajinda, orta sahada sayi olarak bir kisi eksik olduklarini ve bir transfer daha yapacaklarini soylemisti taraftarlara. Hal boyleyken, kelle olarak bir kisi eksik olduklarini dusundukleri bir yerdeki onemli bir oyuncusunu neden biraksin Wenger? Pek anlamiyorum. Bu nedenle bu bazi sitelere ucurulan haberin, tipik olarak, oyuncuyla anlasildi ama klubu puruz cikardi seklinde baglanacagini dusunuyorum.
Hazir bu bazi siteler demisken, son iki senedir moda olan bu durumun da Galatasaray’a dair nefret ettirenler listesine girdigini soylemek isterim. Kah Galatasaray dergisinde bir pozisyonda bulunanlar, kah bir yonetici tanidigi olanlar, ortalikta kendi egolarini tatmin veya baska sebeplerle isimler ucuruyorlar ve insanlarin duygularini somuruyorlar. Hadi bu kisilerin ucurduklari duyumlarin dogru oldugunu varsayalim. O zaman ortada cok daha buyuk bir sorun var. O kadar kuculmus ki bazi isimler, bu sitelerdeki cocuklara haber ucuruyorlar. Ne mantigi vardir bunun? Bu haberleri ucuran gerizekali midir, moron mudur? Bu isten ne kazanmaktadir? Sorgulamak lazim.
Bu haberleri ucuran yoksa da, Fossacimbom, Turkspor.net gibi komedi sitelere hala girip onlarin haberlerinin pesinden gidenlere gulmek lazim.
Neresinden bakarsaniz bakin, asagi tukurseniz sakal, yukari tukurseniz biyik durumu.
Sonuc olarak, her seye ragmen, umarim Rosicky Galatasarayli olur. Umarim son senelerde isimli gelip, buyuk hayalkirikligi yaratanlardan biri olmaz. Umarim Galatasaray artik bir kac sene O’nun mevkisine isim aramaz.
© 2009 ·gian'ın sesi by TNB